Yükselen Döviz ve İhtiyacımız Olan Üretim Yöntemi

Rate this post
Son bir sene içerisinde EUR/TRY ve USD/TRY paritelerinde belirgin bir artış dikkat çekiyor. 
Aşağıdaki grafiğe göre TRY (Türk Lirası),  EUR (Euro) karşısında 2016 yılından bu güne %71 değer kaybetmiştir. USD (Dolar) karşısında TRY’nin kaybı ise %78′ dir. Genişletici para politikası uygulanmadığı halde meydana gelen bu kaybın birden fazla nedeni var. Öncelikle Türkiye ekonomisi kırılgan bir yapıya sahip. Küresel ve bölgesel olaylardan büyük oranda etkileniyoruz. FED’in yaptığı bir faiz artırımı her ülkenin milli parasında düşüşe neden olurken TL, OECD ülkeleri içinde en çok değer kaybeden ülkelerden biri oluyor. Bu çerçevede dövizin yükselişini sadece FED’e bağlamak yanlış olur. Kayıp miktarından çok kaybın oranı önem arz ediyor. 
EURO/TRY Paritesi, Değişim Grafiği 2016-2018
Kaynak: Investing.com
USD/TRY Paritesi, Değişim Grafiği 2016-2018.
Kaynak: Investing.com
USD ve EUR yükselişleri turizm dışında ülkemiz ekonomisine başka bir yarar sağlamaz. İhracata yapacağı olumlu etki kısa vadelidir. Yükseliş durdurulmazsa yerli üreticilerde iflaslar gelmeye başlar. Özellikle sanayi kesimi dövizle borçlandığı için kurdaki küçük bir oynama borçları doğrudan etkiliyor. 
Peki döviz artışı nasıl durur ?
Cari açık, 2018 Mayıs ayında açıklanan verilere göre 12 aylık dönem için 57 milyar 637 milyon USD. Cari açık rakamının yüksek olması korkutmamalı aslında. Korkulması gereken nokta, bu açığı finanse edememek. Cari açığı finanse ettiğiniz sürece ekonomi açısından sorun yoktur. 
Cari açığa ağırlıklı olarak enerji arzı eksikliği sebep olmaktadır. Enerji ithalatı azaldığı takdirde cari açık da azalmaya başlayacaktır. Ülkemiz için yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının yaygınlaşması, fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı azaltacaktır. Kamu ve özel kesim birlikteliği ile ar-ge yatırımlarına ağırlık verilirse enerji alanında iyileştirmeler olacaktır.
Enerjiyle bağlantılı olarak bir diğer önemli etken yüksek teknolojik ürün üretimidir. Bazı kaynaklarda katma değeri yüksek mal olarak da geçen bu ürünlere bilgisayar, cep telefonu, usb, hard disk, motor vb ürünlerdir. Ülkemizin ithalat kaleminde bu ürünler büyük yer tutmaktadır. Bunlardan alınan ÖTV (Özel Tüketim Vergisi) devlet için büyük bir gelir kaynağı sağlamaktadır. Bu vergi gelirinin yüksek olması ar-ge yatırımına olan ilgiyi azaltabilir. Vergideki yükseklik maalesef ki yerli üreticide ilgiyi artırmamaktadır. Teşvikler sağlansa da yeterli düzeyde değildir. Gerçi ülkemizde teşvikler ön ayak olmaktan çok şirketleri tembelleştiriyor. 
Özetle, döviz artışını engelleyememe nedenimiz dışa bağımlılığımızın yüksek olmasından kaynaklanıyor. Enerji alanında bağımlılığı azaltacak reformlar, üretim alanında da ar-ge ile desteklenen yüksek teknolojili ürün arzı dövizdeki artışa geçici değil kalıcı olarak aşağı yönlü baskı yapacaktır. Bu bahsettiğim uzun vadeli bir programdır. Döviz artışına sadece parasal müdahalede bulunmak geçicidir ve daha büyük sorunlara yol açabilir. Üretimle desteklenen bir ekonomi, dıştan gelecek müdahalelerden kolay kolay etkilenmez. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir