Üniversitelerin Kuruluş Amaçları ve Sonuçları

Rate this post
Günümüz Türkiye’sinde artık üniversite okumak zor değil. Her ilde açılan üniversiteler ile öğrenciler bir bölüm okuyabilmektedirler. Peki ya sonra ?
Üniversiteler artık gerçek amacından çıkmıştır. Bilim üretmek için var olan bu kurumlar günümüzde diploma dağıtmaktan öteye geçememektedirler. Gençler arasında da yaygın olan kanı, fabrikada işçi olmak yerine diploma ile beyaz yakalı olmaktır. KPSS ve özel sektörün diploma talebi gençleri daha lisede iken bu yöne itmektedir. Bilimsel faaliyet üzerine çalışmak olan akademisyenlik yolunu seçenlerin sayısı ise oldukça az. Aşağıdaki grafik bu durumu göstermektedir.
Kaynak: YÖK (https://istatistik.yok.gov.tr/)
Yeni açılan üniversitelere bir de yeni bölümler eklenince her sene mezun sayısı artış göstermektedir. Mezun sayısındaki artış da işsizliği artırmaktadır. Yukarıdaki grafikte yer alan lisans mezunlarından kendi alanında çalışan kişi sayısı oldukça az. Çoğunluğu sosyal bilimlerle ilgili olmak üzere üniversitede okuduğu bölümle alakalı işi yapmamaktadır. Üniversitenin amacına uygun olarak bilimsel çalışma yapmak isteyen öğrencilerin de büyük çoğunluğu yurt dışı yolunu seçmektedir. Çünkü Türkiye’de bilimsel araştırma yapmaktan çok idari görevle uğraşmak zorunda kalan akademisyen zaman problemi yaşamakta ve körelmektedir. 
Üniversiteden idealleriyle mezun olan öğrenci, mecburen bir işe girdiğinde sistem onun ideallerini de öldürmektedir. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu girişimci ruhu memurluk isteğinin altında kalmaktadır. Gençler risk almaktan korkuyor. Girişimci kişi sayısı mezun sayısına kıyasla çok az düzeyde. Bunun altında yatan en büyük sebep gelecek kaygısı. Gelecek, gençler için sisli. Önünü görmeyen gencin hayali de daralıp umudunu sınavlarda arıyor. Üniversite mezunların çoğu, kendilerinden beklenen bilim insanı vasfını taşımaktan oldukça uzak. 
Bilimsel çalışma yapmak isteyen üniversitelerin önüne ödenek sorunu çıkıyor. Çoğu üniversitenin kütüphane, laboratuvar, bilgisayar gibi eksiklikleri var. Özellikle fenni alanlarda çalışma yapmak isteyen üniversite bölümlerinde kapasite fazlalığı niteliği düşürüyor. Kütüphanesiz üniversite olamaz. Bir öğrenci, çalışmasıyla ilgili kitap veya dergiyi üniversitesinde bulamıyorsa kendimizi sorgulamamız gerek. İdari konulara ayrılan bütçe, bilimsel faaliyetlere aktarılmalıdır. Ar-Ge, inovasyon konularında geri kalmamızın bir nedeni de üniversitelerde bu yönde yapılan çalışmanın azlığıdır. Çalışmak isteyen akademisyen de idari yoğunluğa takılıyor. 
Genel olarak ülkemizdeki bir çok özel sektör içerisindeki firma, personel alırken lisans mezunu şartını gereksiz yere koymaktadır. Personelden beklenen işin yapılması için üniversite mezunu olmak gerekmiyor. Lise mezunu kişiyi alarak dört yılda daha iyi konuma getirebilir. İşe alınan üniversite mezununa karışılması ve mobbing uygulamaları gibi etkenler, idealist mezunu körelterek sistemin içine hapsetmektedir. Şirketlerimizin yenilik konusunda attıkları adım da az. Çoğu zaman yurt dışından yapılan transferlerle küresel ekonomiye entegre oluyoruz. Bu yönden bakınca, üniversite eğitim ülke ekonomisine dolaylı etki yapmaktadır. Ülkemizin geleceği için üniversite politikasında değişiklik gerekiyor. 
“Üniversiteler, ülkelerin dışarıya açılan kapılarıdır.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir