Türkiye’de Üniversitenin İşlevi

Rate this post

Üniversite, kelime kökeni olarak latinceye kadar uzanır. “universus” -genel- anlamına gelen sözcük, fransızcaya universitas olarak türetimiştir. Paris başta olmak üzere İngiltere’de açılan benzer kurumla beraber eğitim öğretim farklı bir boyut kazanmıştır. Avrupa tarihi açısından durum bu şekildedir. 

Türkiye’de üniversite ve öğretim elemanı boşluğunu gören Atatürk, özellikle Almanya’dan davet ettiği profesörlerle bu açığı kapatmaya çalışarak hızla reforma gitmiştir. Hitler’in baskısından kurtulmak isteyen öğretim elemanlarına Türkiye, özgün çalışmak için güzel bir fırsat olmuştur. 

Atatürk döneminde İstanbul ve Ankara’daki üniversitelere ek olarak bir çok fakülte, yüksekokul düzeyinde kurum açılmıştır. O dönem İstanbul Üniversitesi, barındırdığı Alman hocalar sayesinde itibarını artırmıştır. Bu süreç Menderes dönemine kadar sürmüştür. 

Günümüz üniversite reformuyla Türk eğitim sistemi farklı bir boyut kazanmıştır. YÖK verilerine göre 2018 yılı itibariyle 206 üniversitemiz mevcuttur. Bu üniversitelerde 7,5 milyonu aşkın öğrenci bulunmaktadır. Statista’nın verilerine göre 2018 yılı itibariyle Almanya’da 2,8 milyona yakın üniversite öğrencisi vardır. Fransa’da 2 milyondan biraz fazla üniversite öğrencisi vardır. Norveç’te 293 bin, Finlandiya’da toplam öğrenci sayısı 1.8 milyondur. İspanya’da 2017 sonu verilerine göre 1.6 milyon üniversite öğrencisi vardır. 

Yukarıda örnek verdiğim ülkelerin toplam öğrenci sayısı Türkiye’deki üniversite öğrenci sayısının biraz üstündedir. Niteliğin sayıya üstün geldiği bu noktaya değinmek gerekiyor. Bu ülkelerin GSYH lerini Türkiye ile kıyaslarsak ortaya büyük bir fark çıkacaktır. Kurduğumuz üniversitelerden mezun olan öğrenci, akademik eğitim alabiliyor mu ?

Şüphesiz ki bir kaç üniversite dışında alamıyor. Ya da almıyor. Akademik eğitim alıp, polis, asker olmak isteyen ya da asgari ücrete çalışan kitleden bahsediyorum. Özellikle son üç senedir kolluk kuvveti alımlarına başvuran üniversite öğrenci sayısı oldukça fazla. Başvuru sebeplerinin başında da maddi kaygılar geliyor. Özüne bakacak olursak üniversitenin amacı bilim üretmektir. Günün sorunlarına çözümler geliştirmelidir. Türkiye’de ise ne yazık ki işsizlik verilerini düşürmekten, bulunduğu şehrin yerel esnafına katkıdan başka işe yaramıyor. Üniversiteden mezun olan birey, asgari ücretle çalışmamalı, memur olmak hedefiyle hareket etmemeli. Belirli bir yol etrafında süregelen düzen yüzünden öğrenciler istemsizce yönlendirilmektedir. Dört senelik eğitimin ardından memur olan öğrenci seviniyor. Halbuki yıllar önce Anadolu Öğretmen Liseleri bu kapasite öğrenci yetiştiriyordu. Lise düzeyinde verilen eğitim öğretmen olmaya yeterdi. 1960-70 lerin MEB baskılı klasik eserlerin çevirilerine bir göz atın. Muazzam eserlerdir. Kitaplığımda bir kısmı bulunan bu eserlerin ilk sayfalarında “…Lisesi Kütüphanesi” mührü bulunuyor. Günümüz liselerinin bir çoğunda ise ne yazık ki soru çözmeye yönelik müfredat hakim. Öğrenci, kitap okumayı vakit kaybı olarak görüyor. Sadece soru çözüp taktik belirleyerek kazandığı üniversitede de yetiştiği zihniyet yüzünden tökezliyor. Ezbere yaşanılan hayat, acımasız olabiliyor. Öğrenci bu yanlış gidişatı erken fark edip kendi çabasıyla öğrenmeye başlarsa değişime hayatında yer açmış oluyor. Fark edemeyen ise sistem içinde eriyip maddi kaygı yüzünden savruluyor. 

” Sorgulanmayan hayat, yaşanmaya değmez.” sözünü hayatımıza adapte etmeliyiz. Yanlış giden olay ve olguyu sorgulamadan biat etmek sisteme hapsolmak demektedir. Kantininde gırgır şamata vakit geçirip, sınavlara son bir hafta kala çalışarak geçilen derslere sahip üniversiteler maalesef Türkiye’yi geriye götürmektedir. Kötü olan, sadece üniversite değil lise, orta ve ilkokul da bu durumdan payını almaktadır. 

Eğitimden bahsetmişken, Hasan Ali Yücel, İsmail Hakkı Tonguç ve Ferit Oğuz Bayır’ı sevgi ve saygıyla anıyorum. Türkiye’nin ihtiyacına yönelik özgün bir projeyle eğitim sisteminde yaptıkları yenilik tekrar tekrar okunmalı, açtıkları yol günümüze uyarlanmalıdır. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir