Türk Eğitim Sisteminin Sorunlarına Çözüm Önerileri

Rate this post
Türkiye’de 18 milyon okul öncesi, ilköğretim ve orta öğretim düzeyinde eğitim gören genç nüfus bulunmaktadır. Bu oran, onlarca ülkenin nüfusundan yüksektir. Bu nüfusu nitelikli hale getirmek ülkemizi nerelere taşır düşünmek gerek…
Eğitimin öneminden çokça bahsedildi. Dünyada eğitim seviyesini ölçen PISA sınavı var. Öğrencinin kendi dilinde okuduğunu anlamasından matematik fen gibi derslere kadar bir çok alanda kategorisi var. Maalesef ki bu sınavda son sıralarda yer alıyoruz. OECD ülkeleri içinde ortalamanın altında yer alıyoruz. Bizle benzer durumdaki ülkeler de yakın coğrafyamızda yer alıyor (Irak, Suudi Arabistan, Lübnan vs.). Sıralama birincisi Singapur, onu takip eden de İskandinav ülkeleridir. Uluslararası derecelendirme kuruluşları kendimizi sorgulamamızı, nerede olduğumuzu görmemiz açısından büyük öneme sahiptir. Okul çağındaki çocuklarımıza aynı bölgedeki farklı yayınevlerinden kaynak temin etmek yerine farklı ülkelerin kaynaklarından yararlanmalarını sağlamak daha faydalı olacaktır. 
Eğitimde yer alan özel okul kavramına değinmek istiyorum. Özel okulların nihai hedefi ücret karşılığı hizmet vermektir. Ticari işletme mantığı ile hareket etmektedirler. Öğrencinin idealinden çok üniversiteye giriş için gerekli koşullara hazırlık sağlar. Öğrencide var olan hayalperestlik, sanat, el becerisi gibi sosyal alanlar körelerek soru çözmesi beklenir. Kaç soru çözerse başarıya o kadar yaklaşacağı aşılanır. Kısacası öğrenciye üretim bandı muamelesi yapılıyor. Ders vakti ders oyun vakti oyun kavramı günümüz Türkiye’sinde oldukça uzak. Ebeveynlerin odaklandığı şey, çocuklarının prestijli üniversitelerde eğitim almalarını sağlamak. Peki çocuk bunu istiyor mu ? Üniversite eğitimi almak kişiye ne kazandırıyor ? Üniversite diploması edinmek kişinin hayatla ilgili sorularını çözecekken daha da sorun mu yaratıyor ? Bunların cevabını hepimizi biliyoruz aslında.
Eğitimde ihtiyacımız olan şey farklı deneyimler edinmek. Bu konuda devlete büyük görev düşüyor. Öğrenci, 12 yıllık temel eğitiminin en az 3 yılını yurt dışında geçirmelidir. Bu sayede farklı eğitim alabilir, dilini geliştirebilir, yeni kültür edinebilir. Hayata farklı açılardan bakmayı öğrenir. Tek taraflı düşünmeyi bırakır. Devletin burslu olarak göndereceği öğrencilerimiz geri döndüklerinde edindikleri tecrübe ile çok daha başarılı olacaklardır. Muasır medeniyet seviyesine gelmemiz için eğitmen kadrosunda ve eğitim programında reforma ihtiyacımız var. Eğitmen, geçim sıkıntısı düşünmeden mesleğini icra edebilmelidir. Bu sayede stressiz ve hayat kaygısı olmadan işine odaklanır. Aksi yönde davranmak, bir ritüeli gerçekleştirmek gibi olacak ve öğrenci bir şey kazanamayacaktır. 
Zorunlu eğitim, tamamen parasız olmalıdır. Sadece kitap temin etmek yeterli olmamaktadır. Okula yeni başlayan bir öğrencinin başlangıç maliyeti ortalama 700 TL iken, aylık da 200 TL olmaktadır. Bu maliyetleri karşılamakta zorlanan aile sayısı hiç de az değil. Bu sebep bile öğrencinin okula kendisini tam olarak verememesine neden olmaktadır. 
Okuldaki ders programları saat doldurmak için değil verimli olması için yapılmalıdır. Öğrenci günlük 6-7 saatini okulda geçiyorsa vazgeçtiği alternatif maliyete değmelidir bu zaman. Ders ismi, içeriğe yansımalıdır. Çocuklar oyuna ihtiyaç duyar. El becerilerini, zekalarını ve kaslarını geliştirecek derslerin müfredatta yer alması gerekiyor. Zorunlu eğitimi bitiren çocuk, basit ev problemlerini giderebilmelidir. Ekmek yapmayı, yoğurt mayalamayı, marangozluk işlerinden temel olanları öğrenmelidir. 12 yıllık eğitimden sonra reşit olacak genç, tüm sebze ve meyveleri öğrenmiş olmalı. Eğitim her ne kadar ailede başlasa da okulda devam eder. 
Yukarıda saydıklarımı her öğrencinin yapması için sınıfların kapasitesinin çok yüksek olmaması gerekmektedir. Eğitmen, her öğrenci ile ilgilenebilmelidir. 
Eğitime yapılan yatırımlar meyvesini uzun süre sonra verir. Hasat zamanı uzun olsa da verim oldukça yüksektir. Mevcut ve gelecekteki potansiyel genç nüfusumuzu iyi eğitmeli, onlara en verimli eğitimi vermeye özen göstermeliyiz. Onlar bizim geleceğimiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir