Beyin Göçünün Sebepleri

Rate this post
Göç

Son yıllarda Türkiye’den giden beyin göçü oranında ciddi bir artış söz konusudur.

Yanı başımızda yaşanan Suriye İç Savaşı çevre ülkelerden en fazla Lübnan ve Türkiye’yi etkiledi. Savaştan kaçan milyonlarca insan çevre ülkelere sığınırken Türkiye de Mülteciler Derneği 2018 verilerine göre kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 3.552.303’tür. Mülteci kamplarında yaşayan kişi sayısı 196.728 iken, kalan nüfus, Türkiye’nin en fazla İstanbul olmak üzere çeşitli illerine dağılmış durumdadır. Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ’ın açıklamasına göre Türkiye, mültecilere şimdiye kadar 31 milyon euro harcamıştır.

Göç dalgası dışında Türkiye iç siyasetinde yaşanan olumsuzluklar, genç nüfus arasında gelecek kaygısı oluşturmuştur. Fikir özgürlüğüne kısıtlama, liyakatten uzaklaşma, hukukun bağımsız karar vermede zorlanması ve adaletin geç sağlanması gençler arasında soru işaretlerini ve karamsarlıkları arttırmıştır. Bunların yanında göç ve ekonomik krizle beraber gelen işsizlik gençleri göç etmeye zorlar durumdadır. Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak atanan Mustafa Varank, beyin göçüne değinecek yıllarca yetiştirdiğimiz gençlerimizi göçle kaybettiğimizi dile getirmişti. Göç eden nüfus 253,640. Bu nüfusunun %42’lik kısmı 25-34 yaş aralığında bulunuyor ve bunların %57’si de İstanbul, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerden göç ediyor. Göç edenlerin çoğunluğu eğitimli ve kentli kesim.

Birçok kesimin ortak görüşüne göre bir diğer etken eğitimli kesime gereken önemin ve ilginin verilememesi. Okuyan özellikle de üniversiteli kesime artık diplomalı işsiz gözüyle bakılması ve liseden mezun olup üniversitede geçirilen dönemin para ile çarpılarak sadece maddi farkın ölçülmesi eğitime verilen önemi açıkça göstermektedir. İnsanımızın büyük çoğunluğu kısa vadeli düşünüp üniversite okumanın boşa vakit olduğunu düşünmektedir (TÜİK verilerince 15-24 yaş arası işsizlik oranı %20.8). Mevcut şartlarda bu durum onları haklı gösterse de madalyonun arka yüzünde işler çok farklıdır. Üniversite eğitimini hakkı ile yerine getirip bilime hizmet etmeye çalışan, sadece memurluğu düşünmeyen bir birey, ülke kalkınmasında ciddi bir rol oynar. Paranın bu denli önem kazandığı günümüz çağında beşeri değerlere olan inancımızı git gide yitiriyoruz. Sigaraya günlük düzenli olarak para verirken kitap dergi gibi alımlara masraf gözüyle bakıyoruz. Okuyan kalifiyeli gençlerin sözlerine kulak vermiyoruz. Onları dinleyince de fikirlerimize aykırı söz söylediklerinde dışlıyoruz. Aslında onlara göç etmekten başka çare bırakmıyoruz.

Eğitimli insana hasret oluşumuzu günlük hayatımıza anar olduk. Engelli rampasına ve yaya yoluna, kaldırıma park eden lüks araçları gördükçe, birey paranın ülke kalkınmasında yeterli olmadığını anlıyor. Çevre temizliği alanında da bu sıkça karşımıza çıkıyor. Yerlere bakıldığında en fazla çevre kirliliğine sebep olan şey sigara izmariti. Çöpü, çöp kutusu bulana kadar elinde tutan insanlara ihtiyacımız var. Böyle insanları göçe zorlamamalıyız. Eğitimli insanı göçe zorladıkça ve eğitimsiz kesimden göç almaya devam ettikçe Türkiye düşü kurulan çağdaş muasır medeniyet seviyesinden gittikçe uzaklaşacaktır.

Beyin göçünün arttığı günümüzde ülkemizin alması gereken tedbirleri birçok akademisyen ve düşünür açıklamaktadır. Hepsinin ortak noktası yapısal reformdur. Yazılarımın çoğunda da aynı noktaya değindim ve yapısal reformlar hakkında bilgiler verdim. Ekonomik veriler kısa vadede rayına oturabilir fakat uzun vadede tek çıkar yol kalifiyeli insanı ülkede tutmak ve ülkeye beyin göçü sağlamaktır. A.B.D. ve A.B.’de çalışmalar yapıp başarılar elde eden Türk bilim insanları ile gurur duymamız güzel ama onların o çalışmaları sağlamalarında kendilerine tanınan haklar yadsınamaz bir gerçektir. Kendilerine verilen fikir özgürlüğü ve maddi destek başarı elde etmelerinde birincil rol oynuyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir